Endoskopi nedir? Kime yapılır.
Besin Allerjisi
Besin Zehirlenmesi
Çocuklarda Gastrit ve Ülser
Çölyak Hastalığı
İshalli Çocuğa Yaklaşım
Koroziv Madde İçen Çocuğa Yaklaşım
Kusma ve Gastroözofageal Reflü
Tekrarlayan Karın Ağrısı
Viral Hepatitler
Kabızlık
   
   
   
   
   
 
 
 
VİRAL HEPATİTLER (BULAŞICI SARILIK)
 

Viral hepatit (sarılık hastalığı) belki insanlık tarihi kadar eski bir hastalıktır. İlk kez Hipokrat tarafından tıbbi kayıtlara geçirilmiştir. Bu kadar eski bir tarihi olan hastalığın ancak II. Dünya Savaşı sırasında birden fazla etkene bağlı olabileceği anlaşılmıştır. Günümüzde alfabenin harfleri ile gösterilen ve iyi tanınan en az 6 tipi (A,B,C,D,E,G) olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar A tipi virusla oluşan (A hepatiti) ve halk arasında “bulaşıcı sarılık” adıyla anılan hastalık çok sık görülse de (Türkiye’de yaşayan insanların çoğu 20 yaşına gelmeden bu hastalığı geçirmektedir) B tipi virusla oluşan sarılık (B hepatiti,serum hepatiti) sessiz ve sinsi seyretmesi, devamlı ve süregen bir hastalık haline dönebilmesi ve hepsinden önemlisi siroza ve karaciğer kanserine yol açabilmesi nedeniyle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde daha önemli bir sağlık problemi oluşturmaktadır.

A tipi sarılık henüz alt yapısının tam oluşturamamış gelişmekte olan ülkelerde sık olarak görülür. Virusla bulaşmış yiyeceklerin yenmesi sonucunda ağız yoluyla alınır. Hastalık çocukluk çağında çoğu zaman belirtisiz geçer. Erişkinlerde ise ağır bir hastalık tablosuna yol açabilir. Yatak istirahati ve destek tedavi ile iyileşirse de  bazen karaciğer koması ve ölümle sonlanabilir. İyileşen kişilerde hastalık bir daha tekrarlamaz.

B tipi sarılık hastalığının uzun yıllar sadece kan ve kan ürünleriyle bulaştığı düşünülmekteydi. Ancak günümüzde A tipi sarılığa benzer şekilde aile içi yakın temasla da bulaşabildiği anlaşılmıştır. Böylelikle yatılı okullar, kışlalar, düşkünler evi gibi insanların toplu olarak yaşadığı yerlerde hastalığın mikrobunu bilmeden taşıyan kişilerden (gizli sarılık) diğerlerine kolayca bulaşabilmektedir.

Günümüzde Dünya üzerinde 350 milyondan fazla insanın B tipi sarılık virusunu taşıdığı bilinmektedir. Yurdumuzun değişik yörelerinde yapılan çeşitli çalışmalar sonucunda B tipi virus taşıyıcılığının ortalama % 5-10 arasında değiştiği, Güney Doğu Anadolu Bölgesi gibi geri kalmış bölgelerde ise % 14’e ulaştığı gösterilmiştir. Hayat kadınlarında, homoseksüellerde, bağışıklık sistemi bozuk olanlarda, kan hastalığı nedeniyle sık olarak kan verilenlerde hastalık daha da sık görülmektedir. Kanında B tipi sarılık mikrobunu taşıyan anneler doğum sırasında veya sonrasında bebeklerine hastalığı bulaştırabilmektedirler.

B tipi virus vücut tarafından alındığında hastalık sarılıkla kendini gösterebilir. Birçok olguda ise belirtisiz hastalık şeklinde geçirilebilir. B tipi sarılık geçiren erişkinlerin % 5-10 arasında değişen kısmında hastalık sessiz hastalık veya taşıyıcılık şeklinde sürüp gidebilir. Kronikleşme olarak tanımladığımız bu durum çocukluk çağında çok daha çarpıcıdır. Yenidoğan döneminde annesinden B tipi sarılık virusunu alan çocuklarda aşı ile önlem alınmazsa hastalık % 95’e varabilen oranda kronikleşebilir. Çocukluk çağında yaşın artması ile kronikleşme oranı da giderek azalırsa da her zaman erişkinlerden fazladır.

Yurdumuzda okul çocuklarında B tipi sarılık hastalığının sıklığı ve taşıyıcılığı çok iyi bilinmemektedir. Bu konuyu bir ölçüde aydınlatabilmek amacıyla bazı bölgelerde kısıtlı çalışmalar yapılmıştır. Tarafımızdan İstanbul’daki bir ilköğretim okulunda yapılan araştırmada B tipi sarılık mikrobu çocukların ancak % 2’sinde bulunurken, Güneydoğu Anadolu’da, örneğin Diyarbakır’da, bu oran % 14 olarak bildirilmiştir. Yaşla birlikte bu sıklığın artacağı bilinmektedir.

C tipi sarılık daha çok kan ve kan ürünleri verilen kişilerde görülür. Yurdumuzdaki sıklığı % 2’nin altındadır. Hastalığın kendiliğinden iyileşme şansı çok düşüktür. Bu mikrobu alanların çoğunda hastalık kronik hale geçer. Kan vericilerinin C hepatiti açısından taranması ile hastalığın bulaşma riski azaltılabilmiştir.

D (veya delta) tipi hepatit ancak B tipi sarılıkla birlikte görülür. B tipi sarılığın daha ağır seyretmesine yol açar. Bulaşma yolları B tipi sarılıkla aynıdır. Tedavisi daha zordur.

E tipi sarılık A tipine benzer şekilde bulaşır. Klinik tablo her iki hastalıkta da aynıdır. Hamilelik sırasında E tipi sarılık geçirenlerde % 20’ye varan oranlarda ölüm bildirilmiştir. Özel bir tedavisi yoktur.

Nadiren başka bazı viruslar, bazen de çeşitli nedenlerle kullanılan ilaçlar sarılığa yol açabilir. Son yıllarda bilinen bu sarılık etkenlerine ilave olarak TT virusu (ingilizce “transfusion transmitted” sözcüklerinin kısaltılması ile adlandırılır) olarak isimlendirilen yeni bir hepatit etkeni bulunduğu bildirilmiştir. Son olarak bazı insanların bağışıklık sistemi kendi karaciğerine karşı “antikor” adını verdiğimiz maddeler oluşturarak zarar verir ve sarılığa yol açabilir. Bütün bunlardan başka sarılık geçiren kişilerin bir kısmında saydığımız bu etkenlerden hiçbiri bulunamayabilir.

A ve E tipi sarılıklar yatak istirahati ile çoğunlukla iyileşir. Ancak B, C ve D tipi sarılık mikrobunu alanların bir kısmı tamamen iyileşemez. Bu kişilerin “interferon” isimli oldukça pahalı bir ilaçla tedavisi denenmektedir. İnterferon tedavisi oldukça fazla yan etkileri olan ve uzun süren bir tedavi yöntemidir. Tedavi B tipi sarılıkta 6 ay, C ve D tipi sarılıklarda ise 1 yıla kadar sürdürülmektedir. Bu tedavi ile uzamış B tipi sarılıklı olguların yaklaşık yarısında hastalıkta gerileme sağlanabilmektedir. C ve D tipi sarılıklarda bu oranlar daha da düşüktür. Virusun tamamen yokedilebilmesi ise ancak çok az sayıda hastada söz konusudur. Son yıllarda B tipi sarılık tedavisinde “lamivüdin” isimli yeni bir ilaç ta kullanıma girmiştir.

Tedaviye yanıt vermeyen sarılıklı olguların bir kısmında siroz gelişmektedir. Sirozlu olguların tek tedavisi karaciğer naklidir. Karaciğer nakli sadece belli merkezlerde yapılabilen, pahalı ve zor bir işlemdir. Sarılık mikrobu taşıyan sirozlu hastalarda nakil sonrasında sarılığın tekrarlama şansı vardır.

Sarılıkta en iyi tedavinin hastalıktan korunmak olduğu kabul edilmektedir. B tipi sarılık aşısı artık normal çocukluk aşılarının arasına dahil edilmiş olup doğumdan hemen sonra aşılama başlatılmaktadır. Ayrıca B tipi sarılık mikrobunu taşıdığı bilinen kişilerin birlikte yaşadıkları aile bireyleri mutlaka B tipi sarılık açısından araştırılmalı ve yapılan kontrolda mikrobu taşımadıkları anlaşılırsa hemen aşılanmalıdırlar. A tipi sarılık için de geliştirilmiş olan oldukça etkili bir aşı vardır. C tipi sarılığa karşı henüz bir aşı geliştirilememiştir.

Tüm bunlardan anlaşılacağı gibi sarılık hastalığı çağımızın vebası sayılan AİDS hastalığından çok daha sık görülmekte, çok daha kolay bulaşabilmekte ve çok daha fazla insanda hastalık yaratmaktadır. Bu nedenle gerekli önlemlerin ivedilikle alınması, halkın bu hastalık konusunda aydınlatılması, korunma yöntemlerinin öğretilmesi ve öncelikle risk gruplarından başlanarak Dünya Sağlık Teşkilatı’nın da önerdiği gibi tüm çocukların daha sonra tüm toplumun bu hastalığa karşı aşılanması gerekmektedir.

© Copyright tufankutlu.com - All Rights Reserved Ana Sayfa      İletişim      Site Haritası      Hastalıklar
CV      Genel Bilgiler      Kongre ve Bildiriler      Basında      Yayın Listesi
Creations & Technology BTS